Diyorum ki...

Gömmekle yetinmeyip, üstüne beton döktüğüm dostluklarım olduğu doğrudur...

Mücadele hep olmalı, ama ilkin ön yargılar yıkılmalı... dinlemeli, anlamalı; kimin elinde kızılcık sopa, kiminkisi zeytin dalı...

Bazıları 'konsantre' yaşarlar hayatı... Hep bir aceleleri vardır bu yüzden... Bilirler yılların değil, yaşananların ömür olduğunu... Ve farkındalıklar cesaretle desteklenmezse korkarak tutarlar nefeslerini kimileri.... Nefes sayısıyla belirli ömürleri yıllara yaymak telaşıyla ıskalarlar hayatı.... Keşke'ler biriktirmeden, soluk soluğa kalmaktan korkmadan cesaretle yaşanmalı hayatlar.... O son nefes geldiğinde, 'yaşanabilir yaşanmamış' lar bırakmadan noktalanmalı ömürler... Altında imzanız olmalı...

Ben milliyetçi olmak zorunda değilim, dini inancını sorgulamam, kimseye de sorgulatmam kendiminkini... Aklıselimden uzak, uçuk, yalan dolan üzerinden siyaset yapan siyasetçiyedir nefretim. Savcı da değilim, hakim de... Yargılamam, kimseye de yargılatmam kendimi... İNSANLIK HALİ der geçerim. Çevrem(!) benim eserimdir, kalabalıklar arasından İNSAN'ı seçerim... Seçtiklerime BİZ derim...
Velhasılı kelam BİZ buyuz, ortak paydamız İNSAN...
Peki sen kimsin?

Bir selam, iki kelam, bir selâ arasında yaşanıyor işte hayat...
Sen neyin derdindesin?

Akıllı ol, mutlu sonlara inanma... Hem, son diye bir şey yok bu hayatta... Sonuna denk geldiğin, başını bilmediğin hikâye hakkında atıp tutma. Herkes birilerinden boşalan yeri dolduruyor aslında;sen sen ol, mutsuzlukların üzerine mutluluk kurma..

Please reload